Ara
14

Seni sevmek..

Zahidem’e ;

Bir yaz akşamında seni görmekti seni sevmek. Görememekti aslında. Görme umuduyla bir kaç gün beklemekti. Kendimi ifade edebilmeye çalışmaktı ilk görüşmemizde. Beni yanlış tanımandan korkmaktı seni sevmek. Bazen çenemin düşmesi, bazen susmaktı.

Başbaşa geçirecebileceğimiz herhangi bir gün için fırsat yaratmanı beklemekti seni sevmek. O yağmurlu günde araba sürmekten keyif almaktı bakışların arasında. Her baktığını hissettiğimde heyecanlanmaktı. Gözlerimdeki ışığın varlığını kalbimde hissetmekti. Resim çekilmekti seninle. Sana kola almaktı. Ne çok sıcak, ne de çok soğuk.

İlk elini tutmak istediğimde, elimi tutmamana sevinmekti seni sevmek. Doğru insan olduğunu düşünmekti. Seninle evlilikten, çocuklardan konuşmaktı. Bebek isimlerini düşünmekti. Ve adının anlamına bakmaktı seni sevmek.

Bütün Cuma namazlarına gidip, sıradan duaların dışına çıkmaktı seni sevmek. Seni katmaktı bütün dualara. Doğum gününü yanlış öğrenmekti belki. Yanlış bir günde sana kutlama mesajı göndermekti. Sen doğum günümü yanlış biliyorsun dediğinde, benim sorumluluğum değil demekti. Oysa yüzümün kızarmasıydı.

Doğru doğum gününde sana sürpriz yapmaya çalışmaktı seni sevmek. Yüzük parmağını serçe parmağımla karşılaştırıp, parmağının ölçüsünü almaya çalışmaktı. Mutluluğunu görünce mutluluk duymaktı.

Seni sevmek evinin nerede olduğunu sormaktı birilerine. Senden balkona çıkmanı istemek, kapının önünden geçmekti araba ile. Seni çok az görebileceğimi bile bile. Sonraki gelişimde yolu kaybetmekti. Ama bulmaktı sonuçta. Seni görebilmek için gösterilen azimdi.

Ne kadar kısa ya da ne kadar uzun olacağı bilinmeyen bir ömrün geri kalanını seninle geçirebilmek için çaba göstermekti seni sevmek. Allah’ın emri ile seni babandan istemekti. Sevinmekti bu konuda alınan kararlara. Sessizce çığlıklar atmaktı mutluluktan.

Seninle elele yürürken gurur duymaktı seni sevmek. Göğsümün kabarmasıydı. Hiçbir zaman boynumu bükmeyeceğine emin olmaktı. Kendimi sevmekti seni bulduğum için. Dualar etmekti Allah’a, seni bana beni de sana yazdığı için. Kaderimsin, ömrümsün dediğinde biliyorum diye fısıldamaktı kendi kendime.

Okuldan dağılan çocukların arasından usulca geçerek yanına gelmekti seni sevmek. Hayaller, düşler kurarak. Kurduğum tüm hayallerde başrolde senin olmandı. Sensiz herhangi bir hayalin olmamasıydı.

Ve seni sevmek, arabamda bulunan tek bir mandalinayı yolda gördüğüm yaşlı amcaya verip, ikimiz için dua etmesini ummaktı, beklemekti.

Eyl
9

Özledim

Ne kadar da güzeldi bugün senin hem yanımda hem aklımda oluşun. Yanyana kaldığımız zaman bize yetmemiş olsa da, çokta kısıtlı değildi. Özlemini dindirmeye yetti mi dersen, çokta yetti diyemem doğrusu. Doyulmuyorsun ki, doyamıyorum ki yanımda oluşuna. Ama bu konudaki fedakârlığına da hayranım. Biliyorum yanımda olabilmek için gösterdiğin özveriyi.

Ben araba kullanırken bakıyorsun ya bana. Ben de farkındayım ya gülen bakışlarının. Nasıl heyecanlanıyorum, nasıl mutlu oluyorum anlatamam bitanem. Acaba heyecanım belli oluyormu diye düşünürken, daha çok heyecanlanıyorum. Doğrusunu istersen, böyle bir heyecan yaşayabileceğimi ummazdım seni tanımadan önce. Sen hayatımın önemli dönüm noktalarından birisin. Çok özelsin bende, çok narinsin.

Seninle yürümek çok güzel demiştim ya. Aslında sen yanımdayken ben hiç yürümüyormuşum. Göklerdeymişim, uçuyormuşum mutluluktan. Bunu bugün arabama bindiğinde farkettim. Yanımda ol da, nerede ne şekilde olursan ol bitanem. Ben seninle çok mutluyum.

Ve ellerin.. Sıcacık, yumuşacık ellerin..

Hiç bırakmak istemedim ellerini. Ölmek üzere olan, ve kurtulması için suda olması gereken bir balığın suya bırakılışıydı ellerimi tutuşun. Nasıl anlatılır bilmiyorum. Ama mutluydum işte. Hem de çok mutluydum. Şu anda ellerin ellerimde değil ama, yine de mutluyum bitanem. Nasıl olsa ellerimin hasret olduğu eller, benim ellerime hasret. Ve muhtemelen saatler sonra bu hasret geçici de olsa bitecek.

Saatimi kurdum bitanem. İnşallah uyanırım da, ellerim akşama kadar ellerinin hasretini çekmez. Eğer uyanamazsam da beni affet canım.

Bu yazıyı okuduğunda biliyorum ki gözlerinin içi gülecek. Senin ufacık bir tebessümün bile, asırlarca yazı yazmaya değer.

Sen herşeysin. Ekmeğim, suyum, tadım, tuzum.
Seni özledim.

Eyl
7

Sen.

Bizim ilk görüşmemiz mutluluğa giden ilk adımda enteresan bir başlangıçtı.
Enteresandı, çünkü en son sizi bırakabiliriz dediğimde görebilmiştim melek yüzünü. O an bu kişi o kişi dememiştim doğrusu.
Çünkü çok güvenmem ilişkilerde insanlara. Senin özel oluşunun etkenlerinden biri de bu ya zaten. Seni tanıyalı henüz bir kaç gün olmuş olsa da, sen bu dünyada benim her konuda güvenebileceğim ender insanlardan birisin.

Ve sonraki görüşmemiz. Yine aynı yerde. Başbaşa kaldığımızdaki bir anlık mağrur halin gözümün önünden gitmiyor. Birbirimiz hakkında ilk edindiğimiz fikirler de bu görüşmemizde oldu sanırım. Bu görüşme aynı zamanda, senin için yapabileceğim fedakarlıkların sınırsızlığını tastikler nitelikteydi. Bir sınır koyamazdım. Çünkü her gün, her dakika olumlu bir davranışın oluyordu. Hoş, olumsuz bir davranışını göremedim ya henüz.

Ve aklımdan çıkmadığın günler geldi ardından. Bir fırsatını bulup seni görmeliydim, ve gördüm de. İlk arabama bindiğinde arabayı nasıl kullandım, ne yaptım, nasıl gittim hiç hatırlamıyorum. Sadece yanımdaki varlığın, varlığının verdiği huzur var aklımda. O gün arabamdan indiğinde tutmadın elimi, tokalaşmadın benimle. Tabii ki bu kafama taktığım birşey değil. Sadece ilk arabamdan indiğinde ilk kez elimi tutmayışın unutamayacak olduğum. Asla sitem etmiyorum sana. Sakın yanlış anlama bitanem.

Sonraki gün yürüttün ya beni. :) Arkadaşlarım da biliyordu yanına geleceğimi. “Sen minibüse de binmezsin taksi ile gidersin” dediler. “Hayır, yürüyerek gideceğim” dedim. Onlar da bana, “orası çok uzak, ama sen oruçlusun herhalde zaman geçsin diye yürüyeceksin” dediler. “Hayır. O’na verdiğim değerin bir göstergesi bu” dedim. Gururla söyledim. Şaşırdılar.

Ardından bugüne kadar yaşadığımız en uzun hasret dönemi geldi. Aslında bir kez fırsatım oldu seni görmek için. Ne yazıkki o fırsatı değerlendiremedim. Oysa şimdi yanyana olacağımız o 3 dakikayı nasıl da arıyorum bilemezsin.

O gün görüşseydik, bugünki görüşmemiz yine bu kadar güzel geçermiydi diye düşündüm de, geçerdi be gülüm. Ne de olsa senden ayrıldığım anda özlemiyor muyum seni? Ya sen? Karşılıklı değil mi duygularımız?

Bu arada seninle yürümek inan çok güzel. Umarım sen de benimle attığın her adımda mutlu oluyorsundur. Benimle atacağın her adımın sana mutluluk vermesi için elimden geleni yapacağımı asla unutma canım. Bu konuda başarılıyım sanırım. Yoksa bugün benimle bu kadar yürümezdin herhalde :)

Şimdi yatıyorum. Aklımda sen, fikrimde sen’li bir gelecek. Gülen gözlerinle kafanı kaldırıp bana bakışını hayal ediyorum. Seni görmenin verdiği mutluluğun yarısını veriyor bana bu hayal. Ve şu anda ne kadar mutluyum, anlatamam.

Son olarak özlemler kelimelerle anlatılmaz ama, benim anlayışlım anlar benim özlemimi.
Seni çok özledim.